19 Mayıs 2026 Salı

Yazı ve kitaplarda kullanılan bazı kavramlara dair sözlük

Anlamın kararsızlığı: Anlamın değişkenliği, istikrarsız olması. 

Aristipposçu Orta Doğu projesi: Artistipposçuluğun Orta Doğu'ya kültür politikaları aracılığıyla benimsetilmesi projesi.

Baykallamak: Fiziksel bir olgu veya olay karşısında çok şaşırmak (Baykal gölünü ilk kez gören bir step insanına atfen).

Bilgipara: Bilginin insani değerlerle eşleştirilmesi, bir tür bilginin para ikamesi olmasına dair tasavvur.

Bozucu temsil: Anlamı bozan temsil, örneğin masumiyetin anlamını örten Masumiyet Müzesi.

Duygusal sığlık: Düşünsel sığlığın arka planında yer alan esas sığlık.

Felsefeüstü: Izdırap dolu veya yavan bir gerçekliğe karşı yapılan kurgu.

28 Mart 2026 Cumartesi

Fanon’u en iyi küresel şebeke okudu

Fanon bunalımlı bir geçmişe sahip Martinik'ten çıkan biri olarak konuştu. Martinik Karayipler'de bulunan bir ada, bugün turizm yapılan, muz, avokado yetiştirilen çok güzel sahilleri olan bir yer. Ama tarihi böyle güzel değil... Kolomb döneminde İspanyolların oluyor, sonra Fransa'ya devrediyorlar. Yüzyıllar içinde yerli halk büyük eziyetler görüyor. 17. Yüzyıl'da önemli katliamlar var, kölecilik var. Bir de Fanon'un bizzat yaşadığı şeyler... 1940'ta Naziler Fransa'yı işgal edince bu adada kalan Fransız denizcileri rezillikler, tecavüzler yapıyorlar. Bu koşullar üzerinde derin bir etki bırakıyor. Bunlar olmasa bir doktor ve futbol tutkunu biri olarak kalabilirdi. Ama sömürgeciliğin şiddetle kurulduğunu ve yine şiddetle yıkılabileceğini savundu yani... Bizzat yer aldığı Cezayir’in bağımsızlık mücadelesi, sonra ABD’deki siyahi özgürlük hareketi, Afrika'daki, Güney Amerika'daki sömürgecilik karşıtı hareketlerde büyük etkisi oldu. Bir patlamaydı yani Fanon'unki... Ama şunu da söylemek gerekir ki, Fanon'un ırkçı bir tutumu yoktu. Columbia Üniversitesi'ndeki bir öğrenci topluluğu Gazze olaylarının başında "Zulüm Direnişi Doğurur" başlıklı bir bildiri yayınlayıp Fanon'dan şöyle bir alıntı yapmıştı: "Belirli bir kültürün sonucu olarak isyan etmiyoruz, artık nefes alamadığımız için isyan ediyoruz." Bugün yaşadığımız olayların dayandığı konu...

15 Mart 2026 Pazar

İlber Ortaylı hocaya dair bir not

Kırmızılar, 15 Mart 2025

Umberto Eco’nun “Gülün Adı” romanını 1999 ağustosunda okumuştum. Romanda 14. Yüzyıl başlarında Fransisken bir rahip olan Baskervilleli William ve yardımcısı Melkli Adso dini bir tartışmaya katılmak üzere Kuzey İtalya’daki gizemli bir Benedikten manastırına giderler. O sırada biri şüpheli bir şekilde ölür ve başrahip William’dan bu olayı araştırmasını ister. Bu sırada manastırın en önemli rahiplerinden Jorge de Burgos’la gülme üzerine tartışıyor. Gülme kilisenin yerleşik anlayışına uymayan bir eylemdir. Jorge ona bunu hatırlatıyor: “Ruh yalnız gerçeği düşünürken dingindir; iyi işlerden sevinç duyar; gerçeğe ve iyi şeylereyse gülünmez. İsa’nın gülmeyişinin nedeni buydu işte. Gülme ruhun kışkırtıcısıdır.” William burada gülmeyi tıpkı banyo gibi bedenin sıkıntılarını iyileştiren bir ilaç gibi gördüğünü savunuyor. İsa’nın gülmediğinden emin olmadığını söylüyor. Eco hakkında bir belgesel hazırladılar. “Umberto Eco, Dünyanın Kütüphanesi” isminde bir belgesel. Orada da sürekli gülüyordu adam... 

28 Şubat 2026 Cumartesi

Entelektüel vicdanın çoğalması gerek

Ayraç Kitap sayı 113, Şubat 2026

Biliyorsunuz, Noam Chomsky'nin çevre sorunlarıyla ilgili bir kitabı var. Nükleer Savaş ve Çevre Felaketi... Fosil yakıtlar terk edilirken etkilenecek sektörlerde çalışan işçilerin mağdur edilmeyeceği bir ekonomik dönüşüm tasavvuru var. Sürekli çevre krizinde en büyük sorumluluğun ABD'de olduğunu söylüyordu. Dünya tarihindeki en zengin devlet olmasına karşın çevre konusunda tedbir almadığını, yönetimin krizi hafifletmeye çalıştığını... Devasa askeri bütçenin bir kısmının çevre çalışmalarında kullanılmasını öneriyordu. Ama burada karşısındaki büyük sermaye gücünü nasıl aşacağını tam olarak öngöremiyor. Zaten şunu söylüyor. ABD'de Cumhuriyetçiler de Demokratlar da "Business Party"nin fraksiyonlarıdır. Bunların her ikisi de sermayenin menfaatini temsil eder, pozisyonlarını yüz seksen derece değiştirebilirler ve kimse bu durumu fark etmez. Esas problem tam da bu... Şuna benzer bir söz vardı, insanlar da devletler de doğruyu ancak diğer ihtimalleri tükettiklerinde seçerler diye. Akla şu geliyor, bir şeylerin değişmesi için felaketlerle karşılaşmak mı gerek? Bizde de büyük bir çevre krizi var. Türkiye'de son 60 yılda 240 gölden 186'sı tamamen kurudu. Geri kalan göller de kuraklık tehlikesi ve aşırı kirlilik ile mücadele ediyor. Latmos'u, Belgrad Ormanı'nı tartışmalıyız, madenciliğin büyük orman alanlarını imha etmesi yeterince konuşulmuyor.

22 Şubat 2026 Pazar

Şartlara itirazım

Kırmızılar, 22 Şubat 2026

Önceleri bir Sovyet subayı olan Soljenitsin 1945'te sekiz yıllığına Gulag çalışma kampına gönderildi. Ekibastuz'da madencilik yaptı, dökümhane ustası olarak çalıştı. Gulag oraya gönderilenler kadar gönderilmeyenleri de terbiye etmeyi amaçlıyordu. Yani fazla düşünmeyeceksin ve sorgulamayacaksın, yoksa Gulag'a gidersin... Ama Soljenitsin yaşlandığında Gulag'a, çalışma kampına ve hapishaneye şükranlarını sundu. Oradaki şartlar ona Dorozhenka'yı, İvan Denisoviç'in Yaşamında Bir Gün'ü, Gulag Takım Adaları'nı yazdırmıştı.

Dedem I. Dünya Savaşı'nda Ruslara esir düştü, Krasnodar - Armavir civarında petrol hattında çalıştırıldı. Ekim Devrimi'nde ve sonrası sekiz milyon kişinin öldüğü Holodomor'da gördüğü ceset yığınlarından bahseder. 1978'de öldüğünde Akçaabat Mezarlık camisinin haziresine dedesinin babasının ve onun da babasının yanına defnedildi. Şimdi oğullarından üçü hemen yanında yatıyor. Bir gün biz de oralara bir yere defnedileceğiz, ama şimdi konuşmamız lazım. Babam ve amcalarım II. Dünya Savaşı'na girmemiş bir Türkiye'de yaşadılar ama önceki kuşaklar kadar sıkıntı çekmediler. Biz ise büyük bir refah içinde yaşıyoruz. Lüks bir hayat var, para var. Ama bugün insanlık onurunu büyük ölçüde kaybetmiş, maddiyatçı ve ahlaksız bir dünya var. Bu dünya insanımızı tesir altında bırakıyor. İnsan bulunduğu çevreden etkilenen, tesir altında kalan bir varlık... Ama biz başka tesirler, başka bir dünya araştırmalıyız.

24 Ağustos 2025 Pazar

Altın çağ üzerine

Kırmızılar, 24 Ağustos 2025

Yakın geçmişimiz rasyonalizm ve teknolojinin insanlığa sınırsız mutluluk sağlayacağının tahayyül edildiği zamanlardı ama bu hayaller gerçekleşmedi. Bu geçmiş bir çelişkiler manzumesiydi. Bilimsel gelişmelerle organize cehalet, siyasi ve hukuki kazanımlarla ağır insanlık hezimetleri atbaşı gitti. Rosa Luksemburg bir zamanlar "gelecek Sosyalizm veya Barbarizm'in olacak" demişti. Žižek buna atıfla "Stalinizm'de Sosyalizm ve Barbarizm beraber gerçekleşti" der. Dekulakizasyon, Bolşaya Çistka, Gulag kampları veya Holodomor bugün unutuldu gitti. Bunların Türkiye'deki komünizm karşıtlığında da büyük payı olmuştu.

15 Haziran 2025 Pazar

Theoretically, we cannot define what is shown to the powerful as respect

Kırmızılar, 15 June 2025

You may recall that the Notre Dame Cathedral in Paris suffered a major fire on the evening of April 15, 2019. Caroline Bruzelius, a professor of art history at Duke University, said that such a fire would most likely start in wooden roofs like the one on the Notre Dame cathedral. She explained that “most people don’t see this when they visit the cathedral, but there were about sixty thick planks supporting the roof of the cathedral. So there was a forest of timber between the vaults and the roof. They were old, dry and porous.” France is also very sensitive, old, dry and porous. Charlie Hebdo, the truck attack in Nice, the white caps, the yellow vests… Liberté, égalité, fraternité are things of the past. There is a fear that someone will change the name of Paris... As Lenin who changed the name of Petrograd to Leningrad and Stalin who changed Volgograd to Stalingrad. 

Güçlüye gösterilene teorik olarak saygı diyemeyiz

Kırmızılar, 15 Haziran 2025

Hatırlayacaksınız Paris’teki Notre Dame Katedrali 15 Nisan 2019 akşamında büyük bir yangın geçirdi. Duke Üniversitesi’nden sanat tarihi profesörü Caroline Bruzelius bu tür bir yangının Notre Dame katedralinin sahip olduğu türden ahşap çatılarda çıkmasının yüksek bir olasılık olduğunu söylemişti. Yaptığı açıklamada “çoğu insan katedrali ziyaret ederken bunu görmez ama katedralin çatısını destekleyen altmış civarı kalın kalas vardı. Yani tonozlar ve çatı arasında bir kereste ormanı vardı. Bunlar eski, kuru ve gözenekli özellikteydi” diyordu. Fransa da çok hassas, eski, kuru ve gözenekli... Charlie Hebdo, Nice’teki kamyon saldırısı, beyaz külahlılar, sarı yelekliler… Liberté, égalité, fraternité geçmişte kalmış... Birisi çıkıp Paris’in adını değiştirecekmiş gibi bir korku var. Petrograd’ın adını Leningrad yapan bir Lenin, Volgograd’ı Stalingrad yapan bir Stalin bekleniyor sanki. 

16 Mayıs 2025 Cuma

Masumiyet ve masumiyetin müzesi

"Gerçekliğin Özel Parçaları" kitabından

1998 yazında Bayburt’ta bir hafta kadar kalmıştık, Dünya Kupası finalini orada izlemiştim. Fransa’nın Brezilya’yı 3-0 yendiği maçta Zidane iki kafa golü atmıştı, hatta ikisi de kornerdendi. Fidanlık müdürlüğü misafirhanesinde kalıyorduk. Bahçede yürüyüşe çıktığımda orada üç çocuğun çakıl taşlarıyla oynadığını gördüm. Ne yapıyorsunuz diye sorduğumda mezarlık oyunu oynuyoruz abi demişlerdi. Büyük çakıl taşlarından mezar taşları yapmışlar, yollar yapmışlar... Aklıma şu geldi. Hangi çocuk böyle bir oyun oynar? Acaba bir yakınlarını mı kaybetmişlerdi? Onlara ölümle ilgili, mezarlıkla ilgili bir şey mi anlatılmıştı? Büyük bir ihtimalle... Çocuklar tesir altında kalan, kolay manipüle edilen varlıklar, masumiyete sahip varlıklar... Benim fikrim çocukları koruduğumuz gibi çocukluğu da korumalıyız. Bu ikisi arasında şöyle bir bağlantı var. Çocukları korumak kendi çocukluğumuzu koruyarak mümkün. Bu bakış açısını felsefi olarak güçlendirmeliyiz. Her şeyden önce masumiyeti doğru tanımlamamız gerekiyor. Biliyorsunuz İstanbul’da “Masumiyet Müzesi” adında bir müze var. Orhan Pamuk’un aynı adlı romanından yola çıkarak kurduğu, romandaki kadın karakteri hatırlatan eşyaların sergilendiği bir müze... Ama romanda anlatılanlar ve müzenin ismi masumiyetin hakiki anlamını örtüyor, doğru tanımlayamıyor. Orada sergilenen sigara izmaritleri, fotoğraflar, kolonya şişeleri, kıyafetler, afişler temelde masumiyetle ilgisi olmayan şeyler. Anlamı örtüyor, toplumsal bilinci yanlış inşa ediyor. Romanda anlatılanların büyük kısmı masum şeyler değil. Anlatılan sözde bir aşk. Sahte bir şey... İnsanın başkalarını aldatması, ayrıca kendini aldatması üzerine. Babası romanın kahramanının nişanından önce acayip şeyler anlatıyor, kırk yedi yaşındayken yirmi yaşında birisine kapıldığını, on bir yıl başka bir evde ikinci bir hayat yaşadığını anlatıyor. Romanın kahramanı da karısını aldatıyor. Aldattığı apartmanın ismi ne biliyor musunuz? Merhamet Apartmanı... Böyle şeyler var. Hatta kitapta şöyle bir bölüm bulunuyor: 

15 Mayıs 2025 Perşembe

Yeni Kitap: Gerçekliğin Özel Parçaları

"İnsana dair her şeyi masum görmek doğru değil. Belki bizim gerçekten bir masumiyet müzesi kurmamız lazım, masumiyetin anlamını korumak ve tanıtmak için. Müzelerin böyle bir fonksiyonu var ya, korumak ve tanıtmak... Masumiyet suçsuzluk, suçtan uzak olma, çocuklara has saflıkla ilgili. Onun ele almamız gereken bir anlamı daha var, bugünün dünyasında korumasız olmayı, suçlular tarafından suistimal edilmeye son derece açık olmayı ifade ediyor. Masumlukla kolay kandırılabilirlik arasında güçlü bir ilişki var."

Gerçekliğin Özel Parçaları - Mustafa Kadir Atasoy
Biyografi Net Yayıncılık, Mayıs 2025
Türü: Felsefe, Karton kapak, 72 sayfa

4 Mayıs 2025 Pazar

Medeniyetin düşüşü

Kırmızılar, 4 Mayıs 2025

Tarihte de bu böyleydi, aşkı herkes farklı tanımlıyor. Bugün de Badiou, Alain de Botton, Žižek mesela, farklı şeyler söylüyorlar. Hatta Žižek birbiriyle çelişen bir sürü şey söyledi. Eskiden aşk kötülüktür diyordu. Sonra eros için "eros is a catastrophe", eros felakettir dedi. Sonra kendinizi bir kadına adadığınız aşk özgürlüğün en yüksek halidir dedi. İşte bu üçüncüsü üzerinde durmamız gereken bir şey... Aşkın olmadığı yerde gökyüzü karanlıktır, özgürlük de, dolayısıyla medeniyet de olmaz. Herodot'un Babil'de Mylitta tapınağındaki kadınlar veya Lidyalı kadınların genel durumu hakkında anlattığı medeniyet dışı şeyler zuhur eder. Bugün de bunlar var. Yüz yıl önce Avrupa ailesi mazbuttu, Rus ailesi, Amerikan ailesi mazbuttu... "Hristiyanlık plantasyonu" olarak tasarlanıp kurulan Maryland, Pennsylvania, New Jersey büyük bir dönüşüm geçirdi mesela.

9 Nisan 2025 Çarşamba

Batı Hugo ve Goethe'yi takip etmeli

"Kültür ve Medeniyetimiz Üzerine Düşünceler" kitabından

Büyük dedelerinden biri Selçuklu subayı olan Goethe’nin İslam’a ciddi bir sempatiyle yaklaştığı bilinir. “Mahomets gesang” adlı şiirinde Hz. Muhammed’i bir nehre benzeterek övmüştür. Ercan Aslaner'in çevirisiyle: