Çoğu kitap ve kaynağa göre "Yalancının mumu yatsıya kadar yanar" sözü bir kişinin söylediği yalanın çok geçmeden ortaya çıkması anlamındadır. Bir abimizden dinlemiştik, başka bir anlamıyla yalancı bir kimsenin namazı beklediği görüntüsü vermek için mumunu yatsı vaktine kadar söndürmemesini ifade ediyormuş. Bir makalede rastladığım üçüncü hikâyeye göreyse medresede bir kimse erimiş mumlardan kendi imal ettiği mumu satın alınmış gibi gösterip parayı zimmetine geçiriyormuş. Orijinalleri geç saatlere kadar dayanırken onun imal ettiği mumlar en fazla yatsıya kadar dayanıyormuş. Bunların hepsi bizi şaşırtmak için söylenmiş olabilir, yani Faux Paris olabilir. Bizi hakikate götüren dördüncü bir anlam olabilir... Faux Paris, yani Sahte Paris şuydu. I. Dünya Savaşı'nda Fransızlar Alman bombardıman uçaklarını şaşırtmak amacıyla Paris'in dışına sahte Eyfel kulesi olan, sahte bir Paris şehri inşa etmişti. Mesele şu ki ben sadece yatsıya kadar yanan muma ironiyle yaklaşıyorum.
Mustafa Kadir Atasoy yazıları
22 Mayıs 2026 Cuma
19 Mayıs 2026 Salı
Yazı ve kitaplarda kullanılan bazı kavramlara dair sözlük
Anlamın kararsızlığı: Anlamın değişkenliği, istikrarsız olması.
Aristipposçu Orta Doğu Projesi: Artistipposçuluğun Orta Doğu'ya kültür politikaları aracılığıyla benimsetilmesi projesi.
Artıkın: Artık, bundan böyle.
Baykallamak: Fiziksel bir olgu veya olay karşısında çok şaşırmak (Baykal gölünü ilk kez gören bir step insanına atfen).
Bilgipara: Bilginin insani değerlerle eşleştirilmesi, bir tür bilginin para ikamesi olmasına dair tasavvur.
Bozucu temsil: Anlamı bozan temsil, örneğin masumiyetin anlamını örten Masumiyet Müzesi.
Cimrmancılık: Cimrman'ın tezlerini savunan düşünce akımı
Duygusal sığlık: Düşünsel sığlığın arka planında yer alan esas sığlık.
Felsefeüstü: Izdırap dolu veya yavan bir gerçekliğe karşı yapılan kurgu.
28 Mart 2026 Cumartesi
Fanon’u en iyi küresel şebeke okudu
15 Mart 2026 Pazar
İlber Ortaylı hocaya dair bir not
Kırmızılar, 15 Mart 2025
Umberto Eco’nun “Gülün Adı” romanını 1999 ağustosunda okumuştum. Romanda 14. Yüzyıl başlarında Fransisken bir rahip olan Baskervilleli William ve yardımcısı Melkli Adso dini bir tartışmaya katılmak üzere Kuzey İtalya’daki gizemli bir Benedikten manastırına giderler. O sırada biri şüpheli bir şekilde ölür ve başrahip William’dan bu olayı araştırmasını ister. Bu sırada manastırın en önemli rahiplerinden Jorge de Burgos’la gülme üzerine tartışıyor. Gülme kilisenin yerleşik anlayışına uymayan bir eylemdir. Jorge ona bunu hatırlatıyor: “Ruh yalnız gerçeği düşünürken dingindir; iyi işlerden sevinç duyar; gerçeğe ve iyi şeylereyse gülünmez. İsa’nın gülmeyişinin nedeni buydu işte. Gülme ruhun kışkırtıcısıdır.” William burada gülmeyi tıpkı banyo gibi bedenin sıkıntılarını iyileştiren bir ilaç gibi gördüğünü savunuyor. İsa’nın gülmediğinden emin olmadığını söylüyor. Eco hakkında bir belgesel hazırladılar. “Umberto Eco, Dünyanın Kütüphanesi” isminde bir belgesel. Orada da sürekli gülüyordu adam...
28 Şubat 2026 Cumartesi
Entelektüel vicdanın çoğalması gerek
22 Şubat 2026 Pazar
Şartlara itirazım
24 Ağustos 2025 Pazar
Altın çağ üzerine
15 Haziran 2025 Pazar
Theoretically, we cannot define what is shown to the powerful as respect
Güçlüye gösterilene teorik olarak saygı diyemeyiz
16 Mayıs 2025 Cuma
Masumiyet ve masumiyetin müzesi
15 Mayıs 2025 Perşembe
Yeni Kitap: Gerçekliğin Özel Parçaları
4 Mayıs 2025 Pazar
Medeniyetin düşüşü
Kırmızılar, 4 Mayıs 2025
Tarihte de bu böyleydi, aşkı herkes farklı tanımlıyor. Bugün de Badiou, Alain de Botton, Žižek mesela, farklı şeyler söylüyorlar. Hatta Žižek birbiriyle çelişen bir sürü şey söyledi. Eskiden aşk kötülüktür diyordu. Sonra eros için "eros is a catastrophe", eros felakettir dedi. Sonra kendinizi bir kadına adadığınız aşk özgürlüğün en yüksek halidir dedi. İşte bu üçüncüsü üzerinde durmamız gereken bir şey... Aşkın olmadığı yerde gökyüzü karanlıktır, özgürlük de, dolayısıyla medeniyet de olmaz. Herodot'un Babil'de Mylitta tapınağındaki kadınlar veya Lidyalı kadınların genel durumu hakkında anlattığı medeniyet dışı şeyler zuhur eder. Bugün de bunlar var. Yüz yıl önce Avrupa ailesi mazbuttu, Rus ailesi, Amerikan ailesi mazbuttu... "Hristiyanlık plantasyonu" olarak tasarlanıp kurulan Maryland, Pennsylvania, New Jersey büyük bir dönüşüm geçirdi mesela.
