Kırmızılar, 22 Şubat 2026
Önceleri bir Sovyet subayı olan Soljenitsin 1945'te sekiz yıllığına Gulag çalışma kampına gönderildi. Ekibastuz'da madencilik yaptı, dökümhane ustası olarak çalıştı. Gulag oraya gönderilenler kadar gönderilmeyenleri de terbiye etmeyi amaçlıyordu. Yani fazla düşünmeyeceksin ve sorgulamayacaksın, yoksa Gulag'a gidersin... Ama Soljenitsin yaşlandığında Gulag'a, çalışma kampına ve hapishaneye şükranlarını sundu. Oradaki şartlar ona Dorozhenka'yı, İvan Denisoviç'in Yaşamında Bir Gün'ü, Gulag Takım Adaları'nı yazdırmıştı.
Dedem I. Dünya Savaşı'nda Ruslara esir düştü, Krasnodar - Armavir civarında petrol hattında çalıştırıldı. Ekim Devrimi'nde ve sonrası sekiz milyon kişinin öldüğü Holodomor'da gördüğü ceset yığınlarından bahseder. 1978'de öldüğünde Akçaabat Mezarlık camisinin haziresine dedesinin babasının ve onun da babasının yanına defnedildi. Şimdi oğullarından üçü hemen yanında yatıyor. Bir gün biz de oralara bir yere defnedileceğiz, ama şimdi konuşmamız lazım. Babam ve amcalarım II. Dünya Savaşı'na girmemiş bir Türkiye'de yaşadılar ama önceki kuşaklar kadar sıkıntı çekmediler. Biz ise büyük bir refah içinde yaşıyoruz. Lüks bir hayat var, para var. Ama bugün insanlık onurunu büyük ölçüde kaybetmiş, maddiyatçı ve ahlaksız bir dünya var. Bu dünya insanımızı tesir altında bırakıyor. İnsan bulunduğu çevreden etkilenen, tesir altında kalan bir varlık... Ama biz başka tesirler, başka bir dünya araştırmalıyız.