28 Şubat 2026 Cumartesi

Entelektüel vicdanın çoğalması gerek

Ayraç Kitap sayı 113, Şubat 2026

Biliyorsunuz, Noam Chomsky'nin çevre sorunlarıyla ilgili bir kitabı var. Nükleer Savaş ve Çevre Felaketi... Fosil yakıtlar terk edilirken etkilenecek sektörlerde çalışan işçilerin mağdur edilmeyeceği bir ekonomik dönüşüm tasavvuru var. Sürekli çevre krizinde en büyük sorumluluğun ABD'de olduğunu söylüyordu. Dünya tarihindeki en zengin devlet olmasına karşın çevre konusunda tedbir almadığını, yönetimin krizi hafifletmeye çalıştığını... Devasa askeri bütçenin bir kısmının çevre çalışmalarında kullanılmasını öneriyordu. Ama burada karşısındaki büyük sermaye gücünü nasıl aşacağını tam olarak öngöremiyor. Zaten şunu söylüyor. ABD'de Cumhuriyetçiler de Demokratlar da "Business Party"nin fraksiyonlarıdır. Bunların her ikisi de sermayenin menfaatini temsil eder, pozisyonlarını yüz seksen derece değiştirebilirler ve kimse bu durumu fark etmez. Esas problem tam da bu... Şuna benzer bir söz vardı, insanlar da devletler de doğruyu ancak diğer ihtimalleri tükettiklerinde seçerler diye. Akla şu geliyor, bir şeylerin değişmesi için felaketlerle karşılaşmak mı gerek? Bizde de büyük bir çevre krizi var. Türkiye'de son 60 yılda 240 gölden 186'sı tamamen kurudu. Geri kalan göller de kuraklık tehlikesi ve aşırı kirlilik ile mücadele ediyor. Latmos'u, Belgrad Ormanı'nı tartışmalıyız, madenciliğin büyük orman alanlarını imha etmesi yeterince konuşulmuyor.

22 Şubat 2026 Pazar

Şartlara itirazım

Kırmızılar, 22 Şubat 2026

Önceleri bir Sovyet subayı olan Soljenitsin 1945'te sekiz yıllığına Gulag çalışma kampına gönderildi. Ekibastuz'da madencilik yaptı, dökümhane ustası olarak çalıştı. Gulag oraya gönderilenler kadar gönderilmeyenleri de terbiye etmeyi amaçlıyordu. Yani fazla düşünmeyeceksin ve sorgulamayacaksın, yoksa Gulag'a gidersin... Ama Soljenitsin yaşlandığında Gulag'a, çalışma kampına ve hapishaneye şükranlarını sundu. Oradaki şartlar ona Dorozhenka'yı, İvan Denisoviç'in Yaşamında Bir Gün'ü, Gulag Takım Adaları'nı yazdırmıştı.

Dedem I. Dünya Savaşı'nda Ruslara esir düştü, Krasnodar - Armavir civarında petrol hattında çalıştırıldı. Ekim Devrimi'nde ve sonrası sekiz milyon kişinin öldüğü Holodomor'da gördüğü ceset yığınlarından bahseder. 1978'de öldüğünde Akçaabat Mezarlık camisinin haziresine dedesinin babasının ve onun da babasının yanına defnedildi. Şimdi oğullarından üçü hemen yanında yatıyor. Bir gün biz de oralara bir yere defnedileceğiz, ama şimdi konuşmamız lazım. Babam ve amcalarım II. Dünya Savaşı'na girmemiş bir Türkiye'de yaşadılar ama önceki kuşaklar kadar sıkıntı çekmediler. Biz ise büyük bir refah içinde yaşıyoruz. Lüks bir hayat var, para var. Ama bugün insanlık onurunu büyük ölçüde kaybetmiş, maddiyatçı ve ahlaksız bir dünya var. Bu dünya insanımızı tesir altında bırakıyor. İnsan bulunduğu çevreden etkilenen, tesir altında kalan bir varlık... Ama biz başka tesirler, başka bir dünya araştırmalıyız.