15 Mart 2026 Pazar

İlber Ortaylı hocaya dair bir not

Kırmızılar, 15 Mart 2025

Umberto Eco’nun “Gülün Adı” romanını 1999 ağustosunda okumuştum. Romanda 14. Yüzyıl başlarında Fransisken bir rahip olan Baskervilleli William ve yardımcısı Melkli Adso dini bir tartışmaya katılmak üzere Kuzey İtalya’daki gizemli bir Benedikten manastırına giderler. O sırada biri şüpheli bir şekilde ölür ve başrahip William’dan bu olayı araştırmasını ister. Bu sırada manastırın en önemli rahiplerinden Jorge de Burgos’la gülme üzerine tartışıyor. Gülme kilisenin yerleşik anlayışına uymayan bir eylemdir. Jorge ona bunu hatırlatıyor: “Ruh yalnız gerçeği düşünürken dingindir; iyi işlerden sevinç duyar; gerçeğe ve iyi şeylereyse gülünmez. İsa’nın gülmeyişinin nedeni buydu işte. Gülme ruhun kışkırtıcısıdır.” William burada gülmeyi tıpkı banyo gibi bedenin sıkıntılarını iyileştiren bir ilaç gibi gördüğünü savunuyor. İsa’nın gülmediğinden emin olmadığını söylüyor. Eco hakkında bir belgesel hazırladılar. “Umberto Eco, Dünyanın Kütüphanesi” isminde bir belgesel. Orada da sürekli gülüyordu adam... 

1 Mart 2026 Pazar

Cebeci notları

Kırmızılar, 1 Mart 2026 

Bir cumartesi günü yeşil top meyveli maklora ağaçlarının altından Serdengeçti’nin mezarına yürüyorum. Gayet tenha bir Cebeci asri mezarlığında Cumhuriyet’in erken döneminin üç maarif vekili yan yana yatıyor. 35 yaşında ölen Mustafa Necati, 41 yaşında ölen Reşit Galip, 39 yaşında ölen Vasıf Çınar… Mustafa Necati ve Vasıf Çınar Darülfunun Hukuk mezunu. Reşit Galip ise bir doktordu. Şu diyalogu ilginç… Dolmabahçe Sarayı’nda otururken zamanın Milli Eğitim Bakanı Sagay’ı eleştirince Atatürk Sagay için “benim hocamdır” diyor. Reşit Galip, değil seni, senin Allahını okutsa yine bu adam Maarif Vekili olamaz deyince Mustafa Kemal sofrayı terk etmesini söylüyor. Reşit Galip de “gerçi biz saraydayız ama hocanız Padişah’ın hocası değildir” diyor. Bir süre sonra da maarif vekili oluyor.