30 Mart 2026 Pazartesi

Milli Düşünce gazetesi röportajı, Mart 2026

1-Gazze’deki süreci bir 'milat' olarak kabul edersek; bu durumun Dünya Solu, İslamcılık ve küresel vicdan üzerindeki etkileri nelerdir? İslam Dünyası ve özelinde Türkiye bu yeni döneme nasıl bir stratejiyle hazırlanmalı?"

Gerçekten bir milat oldu. Bazı saflar ve bazı taraflar hızla değişiyor. Çünkü işlemeyen, işletilemeyen bir uluslararası sistem olduğu ortaya çıktı. Belki çok daha fazla sıkıntılar yaşanacak ama bu yeni bir dünyanın doğuşuna yol açabilecek bir şeydir. Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, "Gazze'de olanlar kelimenin tam anlamıyla soykırımdır" dedi. Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva da soykırım olarak nitelendirdi. İngiliz İşçi Partisi'nin eski lideri Corbyn, Gazze haklarını savunmayı bir "insan hakları ve sınıf mücadelesi" meselesi olarak partinin gündemine taşıdı. Norveç veya Güney Afrika'daki solcu sendikalar İsrail menşeli ürünlere veya işgal altındaki topraklarda üretim yapan şirketlere karşı boykot çağrıları yaptı. 2023 ve sonrası süreçte, ABD ve Avrupa üniversitelerinde başlayan protestoları sol eğilimli öğrenci grupları yaptı. Sol hareketler Gazze'yi sahipleniyor. Bu hareketler zaten kendi krizlerinden bir çıkış arıyor. İslamcıların da büyük bir krizi var. Krizler bazılarını birbirine yakınlaştıracaktır ve bunun uluslararası ittifakları şekillendireceğini düşünebiliriz. Türkiye'nin çözüm önerilerini somutlaştırması ve daha iyi duyurması gerek. Şu soruyu soralım. 2025 yılında neyi farklı yapabilirdik? Ve 2026 yılının Mart ayında artık neyi amaçlıyoruz?

15 Mart 2026 Pazar

İlber Ortaylı hocaya dair bir not

Kırmızılar, 15 Mart 2025

Umberto Eco’nun “Gülün Adı” romanını 1999 ağustosunda okumuştum. Romanda 14. Yüzyıl başlarında Fransisken bir rahip olan Baskervilleli William ve yardımcısı Melkli Adso dini bir tartışmaya katılmak üzere Kuzey İtalya’daki gizemli bir Benedikten manastırına giderler. O sırada biri şüpheli bir şekilde ölür ve başrahip William’dan bu olayı araştırmasını ister. Bu sırada manastırın en önemli rahiplerinden Jorge de Burgos’la gülme üzerine tartışıyor. Gülme kilisenin yerleşik anlayışına uymayan bir eylemdir. Jorge ona bunu hatırlatıyor: “Ruh yalnız gerçeği düşünürken dingindir; iyi işlerden sevinç duyar; gerçeğe ve iyi şeylereyse gülünmez. İsa’nın gülmeyişinin nedeni buydu işte. Gülme ruhun kışkırtıcısıdır.” William burada gülmeyi tıpkı banyo gibi bedenin sıkıntılarını iyileştiren bir ilaç gibi gördüğünü savunuyor. İsa’nın gülmediğinden emin olmadığını söylüyor. Eco hakkında bir belgesel hazırladılar. “Umberto Eco, Dünyanın Kütüphanesi” isminde bir belgesel. Orada da sürekli gülüyordu adam... 

3 Mart 2026 Salı

Yazı ve kitaplarda kullanılan bazı kavramlara dair sözlük

Anlamın kararsızlığı: Anlamın değişkenliği, istikrarsız olması. 

Aristipposçu Orta Doğu Projesi: Artistipposçuluğun Orta Doğu'ya kültür politikaları aracılığıyla benimsetilmesi projesi.

Artıkın: Artık, bundan böyle.

Baykallamak: Fiziksel bir olgu veya olay karşısında çok şaşırmak (Baykal gölünü ilk kez gören bir step insanına atfen).

Bilgipara: Bilginin insani değerlerle eşleştirilmesi, bir tür bilginin para ikamesi olmasına dair tasavvur.

Bozucu temsil: Anlamı bozan temsil, örneğin masumiyetin anlamını örten Masumiyet Müzesi.

Bulanık kimlik: Kimliklerde bulanık unsurlar. Erzurum Meliki Mugîseddin Tuğrulşah'ın oğlu Gıyaseddin Türkan Şah'ın Gürcistan Kraliçesi Rusudan'la evlenmek için Hıristiyan olup David ismini alması. Kraliçe Rusudan ile evliliğinden doğan prenses Tamara'nın büyüdüğünde Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddin Keyhüsrev ile evlenip Müslüman olması. 

Cimrmancılık: Cimrman'ın tezlerini savunan düşünce akımı

Duygusal sığlık: Düşünsel sığlığın arka planında yer alan esas sığlık.

Felsefetarih:  Felsefenin tarih temelli olması, tarih çerçevesinde ortaya konmasını esas alma.

Felsefeüstü: Izdırap dolu veya yavan bir gerçekliğe karşı yapılan kurgu.

1 Mart 2026 Pazar

Cebeci notları

Kırmızılar, 1 Mart 2026 

Bir cumartesi günü yeşil top meyveli maklora ağaçlarının altından Serdengeçti’nin mezarına yürüyorum. Gayet tenha bir Cebeci asri mezarlığında Cumhuriyet’in erken döneminin üç maarif vekili yan yana yatıyor. 35 yaşında ölen Mustafa Necati, 41 yaşında ölen Reşit Galip, 39 yaşında ölen Vasıf Çınar… Mustafa Necati ve Vasıf Çınar Darülfunun Hukuk mezunu. Reşit Galip ise bir doktordu. Şu diyalogu ilginç… Dolmabahçe Sarayı’nda otururken zamanın Milli Eğitim Bakanı Sagay’ı eleştirince Atatürk Sagay için “benim hocamdır” diyor. Reşit Galip, değil seni, senin Allahını okutsa yine bu adam Maarif Vekili olamaz deyince Mustafa Kemal sofrayı terk etmesini söylüyor. Reşit Galip de “gerçi biz saraydayız ama hocanız Padişah’ın hocası değildir” diyor. Bir süre sonra da maarif vekili oluyor.