2 Mayıs 2025 Cuma

Edebiyatın inşa halleri

Edebiyat Burada, 2 Mayıs 2025

J. K. Rowling ilk eşinden ayrıldığında maddi durumu epey kötüymüş. İskoçya’ya, Edinburgh’a gelmiş. Edinburgh zaten tam anlamıyla bir Orta Çağ şehri biliyorsunuz. Harry Potter tarzı bir romanı besleyebilecek bir şehir yani. İlk Harry Potter romanlarını yazdığı yer olarak bahsedilen iki kafe var… Eski Spoon/Nicolson’s Cafe ve Elephant House. Rivayete göre parasızlık çektiği için ısınmak için kafede oturup yazıyor. Bebeği sıcak tutan kalorifer peteğine yakın oturuyormuş. Daha sonra dünyada yazdıklarıyla dolar milyarderi olan ilk yazar olmuştu J.K. Rowling. Bu kafe olayı Dostoyevski’nin Ezilenler’de anlattığı Azorka’yı anımsattı. Ali Türkdoğan’ın çevirisiyle “hiçbir köpeğin olamayacağı kadar yaşlı görünüyordu. Baktığım zaman daha önce gördüğüm köpeklere benzemeyen hayalimsi bir şey olduğunu fark ettim. Bana köpek kılığına girmiş gizemli bir yaratık gibi geliyordu. Sanki son öğününü yirmi yıl önce yediği için iskeleti çıkmıştı… Sanki bu iki yaratık akşama kadar bir yerlerde ölü olarak yatıyor, güneş batınca gizemli bir görev için dirilip Miller’ın pastanesinde boy gösteriyorlardı.” Niye geliyorlardı pastaneye? Isınmak için…

Perşembeden beri ağır bir grip geçiriyorum. Sabah zar zor kalktım. Radyoda “Sosis kralı” lakaplı Rus iş adamı Magurov’un açık hava saunasında arbaletle öldürüldüğünden bahsediliyor. Haberlerde bile böyle kurgular var. Mesela geçtiğimiz yıllarda atlı Alman polisinin Berlin’de ele geçirdiği radyoaktif iskambil kartları… Yusuf’un getirdiği Azerbaycan çayı epey idare edecek gibi görünüyor. Ondan demliyorum. Serkan Türk’ün Ausgang’ını okumaya devam ediyorum. Ausgang, ada kavramının insanın zihninde başlayıp sonlandığından, belki bir metafor, belki karakterin kendi ütopyası olmasından bahsediyor. Thomas More’un ütopyasındaki gibi yarımadadan bir adaya dönüşüm işi… Ama ideal devleti değil de huzurumuzu inşa etmekle ilgili. “Zamanın seni bilmediğin, korktuğun bir şeye dönüştürmesine izin verme. Karanlık, kimine göre yeryüzünün apaçık görüldüğü tek şey” diyor bize Ausgang’ın ustası.

Bu karanlık da bana Halley kuyrukluyıldızının dünyaya yaklaştığı 1986 yılının Kefken’ini hatırlattı. Elektrik sık sık kesiliyor ve kamptaki bütün çocuklar bir arada oturuyoruz. Biri izlediği korku filmini anlatıyor. Arabası yolda kalan bir oğlan bidonla benzin almaya gidiyor, sonra olaylar gelişiyor. Elektrikler gelene kadar heyecanlı anlar yaşıyoruz. İzlemediğim bir korku filminin imgeleri hala aklımda, sanki izlemişim gibi. Edebiyatın, anlatının etkisi böyle bir şey… Edebiyat kalem tutan veya klavyeyle yazan, belki hala daktilo kullanan o büyücünün büyüttüğü bir imgeler ormanı. Edebiyatın nasıl inşa ettiğini ve nasıl koruduğunu görmemiz gerek… Bombalanmamış bir Bağdat, işgal edilmemiş güzel şehirler edebiyatta ve de edebiyatla mümkün oluyor. Bir kaçış mı edebiyat? Evet bir kaçış ama bir meydan okuma aslında… Bundan sebep iyi edebiyatçılar ruh boyacısı, umut aşılayıcısı olabiliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder