Toledo namıdiğer Tuleytula, Tejo nehrinin kıvrımlarında yükselen granit bir tepede yükseliyor. Nehir bu tepenin etrafında keskin bir kıvrım oluşturarak şehri üç taraftan bir hendek gibi çevrelemiş. Bu da Orta Çağ boyunca şehre doğal bir savunma sağlamış. Vizigotların eski başkenti, Endülüs'ün en önemli üç şehrinden biri olan Toledo'da 711-1085 arasında hüküm süren Müslümanlardan kalan bir çok iz var, mesela şehre girişi sağlayan kapılardan Puerta de Bisagra'nın bir bölümü ve Puerta del Sol Endülüs mimarisi örnekleri... Puerta Del Sol'un hemen üzerinde 999 yılında inşa edilmiş Bab al-Mardum mescidi var. Kastilya Kralı VI. Alfonso burayı fethettikten sonra kiliseye dönüştürülmüş ama büyük ölçüde orijinal halini muhafaza etmiş. En ilginç özelliklerinden biri, hepsi birbirinden farklı kaburgalı tonozlara sahip olması. Dış cephesinde İslam mimarlık tarihinin en değerli kitabelerinden biri var. Tuğla kûfi hatla yazılmış olan kitabede şöyle yazıyor:
"Bismillah. Ahmed İbn Hadidi, bu camiyi kendi parasıyla yaptırmış ve Allah'tan cennette ödül dilemiştir. Allah'ın yardımı ile Musa İbn Ali ve Sa'ada tarafından inşa edilerek 390 yılının Muharrem ayında tamamlanmıştır."
İslam medeniyetinin altın çağları burada yaşanmış. Mesela 1 kilometre mesafedeki Santa María la Blanca Sinagogunun inşasında İslam sanatının etkisi o kadar güçlü ki, burası bir sinagog olmasına rağmen camiye daha çok benziyor. Müslüman ustalar tarafından inşa edilen yapı nallı kemerler ve çam kozalağı motifli sütun başlıklarıyla bezeli.
12. ve 13. Yüzyıl'da Toledo'daki çevirmenler Arapça yazılmış tıp, matematik, astronomi ve felsefe eserlerini Latinceye çevirerek İslam medeniyetini Avrupa'ya taşımışlar. Amerikalı kimyager John William Draper "A History of the Intellectual Development of Europe" adlı eserinde "Avrupa, Afrika'nın güney ucunun şu an olduğundan daha geriyken Sarazenler yani Müslümanlar bilimi geliştiriyor hatta icatlar yapıyorlardı. Felsefe, matematik, astronomi, kimya, tıp alanındaki zaferleri askeri eylemlerinden daha görkemli, daha kalıcı ve daha önemliydi" der. Ortaçağ’ın en büyük astronomi alimlerinden Zerkâlî de Toledo'da yaşamıştı. 1081'de Merkür'ün eliptik bir yörüngeye sahip olduğunu yazmıştı. Toledo'da onun adını taşıyan bir köprü de var. Azarquiel Köprüsü...
Toledo işi bıçaklar satan hediyelik eşya dükkanlarından yeni bir şey öğreniyorum. Nasri Hanedanı döneminde, 13. Yüzyıl'ın ortalarında geliştirilmiş, at nalı kabzalı Jineta diye bir kılıç türü var. Bu dönemde Hristiyan şövalyelerin ağır zırhları ve hantal, çift elle kullanılan büyük kılıçlarına karşı Müslümanlar hafif zırhlar, küçük kalkanlar ve hızlı manevra kabiliyetine dayalı yeni bir savaş doktrini geliştirmişler. Vur-kaç taktiğine dayalı hafif süvari tarzı için Jineta kılıcı icat edilmiş. Hristiyan krallıklar da belki yenile yenile bu kılıcı ve hafif süvari anlayışını benimsemiş. Sonrasında Avrupa çapında ünlü bir demircilik, metal işleri merkezi olan Toledo’daki atölyeler bu Jineta tarzı kılıçları üretmeye ve kendi tasarımlarına entegre etmeye başlamış.
Jineta kılıcının en meşhur örneklerinden biri, Gırnata'nın son hükümdarı olan Ebu Abdullah'a (Boabdil) ait olan kılıç... Ebu Abdullah'ın esir düştüğü savaşta el konulan bu kılıç, bugün Toledo'daki Museo del Ejército'da sergileniyor.
Toledo'nun kılıçları Yahya Kemal'in şiirinde yer bulmuştu.
"Gül tutan parmaklar titrer, gözler süzülür.
Her birinde bir başka ateş, bir başka figan;
Sanki Toledo'nun kılıçları dövülür..."
Şehrin geçmişteki en büyük sorunlarından biri nehir suyunun tepedeki şehre ulaştırılmasıymış. Önceleri yüzlerce eşek nehirden yukarı dik yokuşları tırmanarak su taşıyor. II. Felipe, sorunu çözmesi için bir saat ustası ve mucit görevlendiriyor. Turriano adlı bu adam 1568 yılında tamamlanan bir mekanik düzenekle insan veya hayvan gücü kullanmadan, sadece nehrin kendi akış gücünü kullanarak suyu 90 metre yukarıya Alcazar yani Toledo Kalesi’ne çıkarmayı başarıyor. Makine, birbirine bağlı yüzlerce pirinç kepçe, dişli çark ve kaldıraçtan oluşuyor ve saatte yaklaşık 17.000 litre su yukarı pompalanıyor. Rivayete göre Turriano’ya ödenmesi gereken para verilmediği için borç içinde ölmüş.
Bugün Toledo denince akla El Greco ismi geliyor. Aslen Girit doğumlu olan Yunan ressam El Greco 1577’de geldiği Toledo’da ömrünün sonuna kadar kalmış. Başyapıtı kabul edilen Orgaz Kontu'nun Cenazesi tablosu, Toledo'daki Santo Tomé Kilisesi'nde yer alıyor. Şehri fırtınalı bir gökyüzü altında resmettiği Toledo Manzarası tablosu da meşhur. Yahudi Mahallesi Judería'da bir El Greco Müzesi var.
Yine şehirde bir heykeli olan Cervantes hayatının önemli bir kısmını Toledo ve çevresinde geçirmiş. Don Kişot romanında Toledo'nun pazarı Alcaná'dan ve şehrin sokaklarından bahsedip Don Kişot'un kurmaca yazarı olduğunu söylediği Arap tarihçi Cide Hamete Benengeli'nin el yazmalarını Toledo'daki bir pazardan satın aldığını anlatır. En büyük İspanyol şairlerinden Garcilaso de la Vega da 35 yıllık hayatının büyük kısmını Toledo'da geçirmiş.
Burada eski kentin dışında Abaceira adlı, kaleyi uzaktan gören bir otelde kaldım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder